ABD tarifelerinin ardından Avrupa, Çin mallarının akınına hazırlanıyor

Donald Trump'ın Çin, Vietnam ve dünyanın büyük çoğunluğundan gelen mallara yönelik tarifeleri sıkılaştırması, küresel ticaret dengelerini altüst etmeye başladı. Bu adım, Çinli üreticilerin ABD pazarına girişinin önündeki engelleri artırırken, Avrupa Birliği'ni (AB) beklenmedik bir ithalat dalgasıyla karşı karşıya bırakabilir. Brüksel, ABD'nin uyguladığı ek vergilerin dolaylı etkisiyle Asya'dan gelen ucuz malların Avrupa pazarlarına yönelmesini engellemek için önlemler hazırlıyor.
Avrupa, ticaret savaşının dolaylı etkileriyle mücadele ediyor
Trump yönetiminin Avrupa menşeli otomobil ve çelik ürünlerine getirdiği ek vergiler, AB üreticilerini zaten zor bir sürece sokmuşken, yeni gümrük tarifeleri Asya kaynaklı ticaret baskısını daha da artırıyor. ABD'nin Çin ve Vietnam'dan ithalata uyguladığı sert tarifeler, bu ülkelerdeki üreticileri alternatif pazarlara yöneltmeye zorluyor. AB yetkilileri, Çin’den gelecek düşük maliyetli elektrikli araçlar ve makine aletleri gibi ürünlerin pazar dengelerini bozmasını önlemek amacıyla acil tarifeler hazırlıyor ve ithalat akışlarını daha sıkı bir denetime tabi tutuyor.
Deutsche Bank'ın Almanya baş ekonomisti Robin Winkler, ABD’nin tarifelerinin Avrupa’ya kaçınılmaz bir şekilde yansıyacağını belirterek, Çinli üreticilerin ABD pazarındaki kayıplarını telafi etmek için Avrupa’da daha agresif bir pazarlama stratejisi izleyeceğini vurguladı. Bir AB diplomatı da “Avrupa’nın daha fazla sektöründe koruma önlemleri almak zorunda kalacağımız kesin” diyerek, Çin ile yeni bir ticaret geriliminin kapıda olduğuna işaret etti.
Brüksel daha sert önlemler almaya hazırlanıyor
AB halihazırda Çin’den ithal edilen elektrikli araçlara yüzde 35’e kadar gümrük vergisi uyguluyor. Ancak yetkililer, bunun yeterli olmayabileceğini ve bazı sektörlerde “çok daha yüksek” tarifelerin gerekli olabileceğini değerlendiriyor.
ABD'nin tarifeler konusunda sert tutumunu sürdürmesi, küresel ticaret sisteminde köklü değişikliklere neden olabilir. Yale Bütçe Laboratuvarı’na göre, Trump yönetiminin attığı son adımlar, ABD’de uygulanan ortalama tarife oranını 1909’dan bu yana görülmemiş seviyelere yükseltti. Kanada ve Meksika hariç tüm ABD ticaret ortakları yüzde 10’luk ek gümrük vergisi ile karşı karşıya. AB ise bu oranın üzerinde bir vergiyle ithalat yapıyor.
Çin ise ABD’nin ticaret savaşında en büyük darbeyi alıyor. Pekin yönetimi, Trump’ın uyguladığı yüzde 20’lik mevcut verginin yanı sıra yüzde 34’lük yeni bir gümrük vergisine tabi tutulacak. Ayrıca, Çin’in ürünlerini ABD’ye yönlendirdiği ülkeler de hedefte. Vietnam, yüzde 46’ya varan yeni tarifelerle en büyük ekonomik darbeyi alan ülkelerden biri olacak.
Bu gelişmeler AB ile Çin’i daha fazla iş birliği yapmaya yönlendirebilir. Ancak Brüksel’in en büyük endişesi, Çinli üreticilerin ABD’ye giremedikleri için Avrupa pazarına düşük fiyatlarla girmeye çalışması. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bu durumun kıta sanayileri üzerinde “ciddi sonuçlar” doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
Nomura ekonomisti Andrzej Szczepaniak, Çin’e uygulanan tarifelerin beklenenden çok daha sert olduğunu belirterek, bunun Çin mallarının Avrupa’da damping yapma riskini önemli ölçüde artırdığını ifade etti. Bu durum, Avrupa’da enflasyonu düşürebilir ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz indirim sürecini hızlandırabilir.
Avrupa, Trump’ın ilk başkanlık döneminde de benzer bir süreçten geçmişti. Brüksel, 2018’de Çin’den ve diğer ülkelerden gelen çelik ürünlerine yüzde 25’lik güvenlik tarifesi uygulamıştı. O dönem alınan önlemler, ABD’nin Çin’e uyguladığı gümrük duvarları nedeniyle oluşan ticaret kaymalarını engellemeyi amaçlamıştı. Bugün ise AB yetkilileri, yeni bir ithalat akınına karşı pazarlarını korumaya hazır olduklarını vurguluyor.
Almanya ve sanayi üzerindeki olası baskılar
Çin’in ABD’ye ihracatının önündeki engellerin artması, Almanya gibi büyük sanayi ülkelerini de olumsuz etkileyebilir. Alman ekonomik araştırma enstitüsü Ifo’nun başkanı Clemens Fuest, Trump’ın Çin’e uyguladığı gümrük vergilerinin Almanya için “çifte darbe” olacağını belirtti. Çin’in küresel pazarda agresif bir şekilde ürün satmaya çalışması, Alman sanayiciler üzerinde ek baskı yaratabilir ve Çin’in ekonomik yavaşlaması, Alman ürünlerine olan talebi düşürebilir.
OECD’nin verilerine göre, küresel çelik üretim fazlası 2024’te 602 milyon ton olarak tahmin edilirken, bu rakamın 2027’de 721 milyon tona çıkması bekleniyor. Avrupa’nın çelik üretiminin beş katı büyüklüğünde olan bu arz fazlası, AB pazarındaki dengesizlikleri daha da derinleştirebilir. Eurofer Genel Müdürü Axel Eggert, bu durumu “AB pazarına giren ithalat ile gerçek talep arasındaki kopukluğu gideremeyen mevcut ticaret politikalarının yetersizliği” olarak değerlendirdi.
Avrupa için ekonomik zorluklar büyüyor
Avrupa, ABD’nin ticaret politikalarından en fazla etkilenen bölgelerden biri olmaya devam ediyor. Almanya ekonomisinin durgunluk içinde olduğu bir dönemde ABD tarifelerinin yarattığı ek baskılar, ekonominin tekrar daralmaya girmesine neden olabilir. ING Küresel Makro Ekonomi Başkanı Carsten Brzeski, bu gelişmeleri değerlendirirken, “Avrupa’nın en kötü ekonomik kabusu gerçek oldu” ifadesini kullandı.
AB’nin önündeki en büyük soru, Çin’den gelecek olası bir ithalat dalgasına nasıl karşılık vereceği. Brüksel, geçmişte aldığı önlemleri genişletme sinyalleri verirken, ticaret savaşlarının küresel ekonomiye etkileri daha büyük belirsizlikler yaratıyor.